28 Haziran 2014

Ramazan ve Ekonomi

Sanayi devriminin en büyük mirası insanlığa bıraktığı iki cümle olmuştur. Bu iki cümle temelde insanı ikiye ayırdı ve ayrılan bu iki insanın kurdukları cümlelerin üstüne batı ekonomisi inşa edildi. Önce bu iki cümleden bahsedelim ve konuyu biraz daha açalım. Birinci cümle “kazanıyorum öyleyse harcamalıyım” ikinci cümlede “harcamam lazım o halde kazanmalıyım”

Sanayi devriminden önce ürün emek isteyen zaman isteyen bir şeydi. Tamamlanması bir ay olan bir ürün yaptınız sattınız kazandığınız para sizin bir aylık geliriniz oldu. Düşünün ki o üründen günde bir tane ürettiniz. Birinci soru şu kime satıcam. Velev ki sattınız bu parayla napıcaksınız. İşte bu sorunun cevabı dünyanın kaderini değiştirdi. Şöyle ki para denilen olgu tek başına bir değere sahip değildir. Paranın değeri ne ile ölçülür ederiyle. Aç kaldığında parayı büküp yiyen birini görmediyseniz yazının devamını okuyabilirsiniz. İşte bu kazanılan parayı harcama güdüsü yani eder ürünle parayı takas etme isteği ortaya günümüz sistemini çıkardı. Benim parayı takas edebileceğim bir ürün olmalı ve o ürün seri bir şekilde bana ulaşabilmeli yetmeli. Buda sizin ürettiğiniz ürün dışında diğer alanlarda bir sektörün oluşmasına yol açtı. “kazanıyorum öyleyse harcamalıyım” diyen bu birinci kısım insanlar daha çok kazanmak için daha çok ürettiler daha az zamanda daha çok. Ama şöyle bir sorunları vardı bu daha çok ürün kime satılcak. İşte burada ikinci cümle devreye girdi. “harcamam lazım o halde kazanmalıyım” diyen ikinci kısım insanlar parayı kazanmanın yollarına düştü ve bunların büyük kısmıda birinci kısım insanların fabrikalarında işe girdi. işin hikayeleştirilmiş kısmı bu olsa da bu durum iki yüz yıldır önümüze konulan sistemin temeliydi ve bütün ekonomik tartışmalar bu sistemi nasıl iyi hale (siz burayı nasıl birinci kısımdakilerin lehine diye okuyun) getiririz üzerine yapıldı.

Son günlerde politik haberlerde dikkatimi çeken bir şey vardı. Merkez Bankası başkanının faiz indiriminde cimri davranması ve hükümet kanadının buna itirazı şeklinde özet geçildi basında. İktisatçılar bile bölünmüş biri diyor fisher  eğrisi diğeri diyor üretim odaklı ekonomi. Aslında en büyük magazini bilim adamları takip ediyor. Hakim moda neyse onu savunuyorlar. 1900 lü yılların başında da adam smith in teorisi revaçtaydı ama dünya büyük buhranı yaşadı. Ama hiçbir tartışma o başta yazdığımız sanayi devrimin bize bıraktığı mirasa ters düşmedi. Peki bunun sorumlusu kim?

Oturduğu yerden insanlarla konuşan oturduğu yerden faturalarını ödeyen oturduğu yerden alışverişini yapan hatta oturduğu yerden yemeğini söyleyen sonrada aldığı kiloları vermek için spor aletlerine spor salonlarına para veren canlıya ne denir? Tabiî ki insan. Bir hafta denizde yüzücem diye bütün sene daha çok çalışana ne denir peki? Daha fazla giyincem daha yeni teknoloji kullanıcam daha iyi arabaya binicem daha büyük evde yaşıycam diye daha çok çalışana ne denir peki?

Konudan konuya atlayalım mı? Gelin bu yazdıklarım burada dursun hazır ramazan girmişken biraz ramazandan bahsedelim.

Ramazan görünen yüzüyle açlık ve susuzluğa dayanmadır. Belirli saatlerde yeme içmeyi belirli bir saate kadar kesersin. Tabi bu olması gereken yeter şarttır birde tutulan orucu kemale erdiren güzelleştiren şeyler vardır. Gözlerini haramdan sakınırsın kuran okur maneviyatla dolarsın. Dostlarla beraber yaptığın bir iftar sofrası vardır. Hatta oruçluyu iftar ettirmenin büyük ecri vardır. Genel bir kuralı olmasada zekatta ramazan ayında verilir. Derin anlamlara inersek ramazan ileriki onbir ay için yeniden sarj olmaktır. Kalan onbir ay nasıl yaşanılması gerektiğine hazırlanmaktır. Senenin kalan bölümleri için idman antreman yapmaktır.

TÜM EKONOMİK MODELLERİN KARŞISINA RAMAZAN MODELİYLE ÇIKIYORUM


Evet ekonomiye ramazan modelini öneriyorum. Çünkü oruç birebir ekonominin kendisidir bir ekonomik modeldir. Ramazan ekonomisi demek tüm bu israf sektörüne daha fazlasını isteyen ekonomiye hayır ben orucum önüme bu kadar yemek/ürün koymana gerek yok yemicem/almıycam diyebilmektir. Ramazan ekonomisi demek daha fazla doymak daha fazla yemek için çırpınmak/kendinden üstün olana özenmek yerine aç kalanların/senden alta yaşayanların halinden anlayabilmektir. Ramazan ekonomisi aslında o hayatın yaşanılabileceğinin göstergesi demektir. 

0 yorum: