8 Nisan 2014

Fransızca Dersleri

André Chénier i tanıyor musunuz? 
Genç yaşta ölen bir şair daha doğrusu öldürülen bir şair. Üstelik bu topraklarda İstanbul'da doğan İstanbul'un havasını soluyan bir şair. 
Küçük yaşta doğduğu şehre veda eder babasının ülkesi fransaya gider.
Vakitler onsekizinci yüzyılın ikinci yarısıdır. fransa karışıktır devrimin sesleri işitilir olmuştur. 
Sıkı bir devrim yanlısıdır André Chénier. 
1789 olur devrim yapılır. 
Vakit kraldan intikam alma vaktidir giyotinler kurulur. 
O sırada kalabalıklardan bir ses yükselir
"Durun bir dakika! Hiç bir suç ölüm cezasını gerektirecek kadar büyük değildir." 
Bu sözler André Chénier'in sonunu hazırlamaktan başka birşeye yaramaz. Her ne kadar o 
ben kralın idamına değil idamın kendisine karşıyım desede kralcılıkla suçlanır. 
Önce hapse atılır herkes savunma yazarken o şiirler yazar.
25 temmuz 1794'te de giyotinle idam edilir. Ne ironi ama değil mi? 
İdama karşı olmanın bedelini idam edilerek ödemek. 
Socrates yıllar önce idam edileceğinde karısı ona seni nedensiz yere öldürecekler diyerek ağlar.
Ne yani bi nedeni olsaydı daha mı iyiydi diye cevap verir socrates yüzyıllar önce.
Onun için sorun canını yitirmek değil insanlık onurunu yitirmekti. Bunun için söyledi bir 
nedeni olsa daha mı iyiydi. 
Bugün André Chénier i idam edenlerin hiç birisinin ismi anılmıyor. Bugün socratesi idam eden atinalı 
o beşyüz hakimin hiç birisinin ismi bilinmiyor. 
socratesten yüzyıllar sonra bugün bir kez daha insanlık onurunu mısırda yitirmek üzere.
mısırda 529 idam kararı var. 
André Chénier kadar cesur olamadık. Ne dinimizin ne müslüman kardeşliğimizin bedelini ödedik.
Bir fransızın geçtiği bu dersten kalmadan çok geç olmadan durun bir dakika diyelim. Hep beraber  
Sözlerimi André Chénier in idamından hemen önce hapiste yazdığı şiirle bitireceğim

canlanır son ışık ve tatlı rüzgarlar gibi, 
gözümde güzel günler 
dibinde giyotinin üflerim neyimi
deyip neylersin kader.
ölüm uykusuyla kapanacak gözlerim,
gideceğim bir anda
yazacağım son şiirlerimdir bunlar benim
dört duvar arasında.
ölüm habercisi karakura neferini
alacak askerler orada.
adimla dolduracak karanlık dehlizleri
ah bense tek başıma.
dolup dolaşıyorum serseri başımda yıldırımlar,
yok bir dost beni bilir
ve dudaklarımda hep yarım kalmış mısralar
bileklerimde zincir.
bir gün meleyen kuzu demez, 
bakarsın ölüm kapıyı çalar.
para, pul, dost; bunda kimsenin,
sen de anlarsın olmaz talihi yarın
düşünmeden kendimi, çürüyüp gideceğim 
bu karanlık çukurda.
benim de kaderim bu, orada bekleyeceğim 
alışalım unutmaya !

0 yorum: