20 Kasım 2013

Cemaat Tartışmasına Bir Katkı

Yazıya başlamadan önce bazı şeyleri tekrar etmek isterim. Burası kişisel bir blog burda yazılanlar sadece beni bağlar. İkincisi ortada bir kavga varsa ben bu kavgada tarafım. Kimse çıkıp kardeşlik edebiyatı yapmasın. üçüncüsü bunlar tamamen kişisel çıkarımlardır. Kimse kalkıpta hani belgen nerde demesin. Adı üstünde kişisel çıkarım. 

Olaylar sadece dershanelerden mi ibaret?

Cemaatle ak partinin kavgası daha hükümet altı aylıkken bir mart tezkeresi sonrası başladı. Ama bugüne kadar danışıklı döğüşle geldiler. Cemaat zeki bi grup. 28 şubatın o cuntacı kemalist grubunun tasfiye edileceğini biliyordu. Zaten görmemek eşeklik olur çünkü süreç o yöne evriliyordu. Ve cemaat o boşluğu doldurmak istedi. Bence cemaatin ergenekon vari operasyonlara desteğini bu şekilde okumalı.
  
Tam bu noktada bişey sormak istiyorum. O dönemde stv de devamlı paşaların ses kaydı çıkardı. Yakın zamanda başbakanın ofisinde böcek bulundu ve dinlemelerin yapıldığı öğrenildi. Bu bir kere kenarda dursun. Yaklasık bir ay önce edward snowden denen bir adam NSA nın dünya liderlerini dinlediğini söyledi rusyaya kaçtı felan. Bunlar arasında en dikkat çekeni Merkeldi. Asıl soru şu başa döneyim cemaat, kanalında çıkan o dinleme kayıtlarını bi yerden hazır mı aldı(NSA) aldıysa bağlantıları neler? Bunlar kendime sorduğum sorular Tekrar ediyorum bir iddia değil iddia olabilmesi için bir belgeye ihtiyaç var. İddia etmiyorum sadece soruyorum.


Basın bu kavgada nerede duruyor?

Cemaatin ekonomik gücünü tartışmasız hepimiz biliyoruz. En basitinden banka sahibi kaç cemaat var. 28 şubatı yaşayan bir kesim salak değilse zaten bu olaya el atar. O dönemi hatırlarsanız tusiad ve medya darbenin başını çekmişti. Atv nin satın alma sürecinde halk bankasının çalık grubuna çok büyük bir kredi vermesi hükümetin zaten bu yönde bir adımını gösteriyor. Tartışmasız herkesin ortak fikri hükümet kendi basını kendi iş dünyasını oluşturdu. Bu noktada gene geçmişe dönersek 28 şubatta medya ülkeyi darbeye götürürken onların karşısında bir kaç islami gazete/kanal vardı ki ekonomileri itibariyle zaten sesleri zor çıkıyordu. Birde bunun üstüne mahkeme süreçleri ve askeri baskıyı eklemek lazım. Ama bugün amiyane tabirle tayyip medyasına baktığın zaman nerde liboş var nerde çapsız var ortalıkta dolanıyor. Cemaat medyasını düzenli takip eder misiniz bilmiyorum ama bir süreç var bir kırılma noktası o noktadan itibaren yazarlar bazen yüzseksen derece geçmişteki yazılarıyla ters düşecek açıklama yapmaya başladılar. Peki cemaat medyasının bir kırmızı çizgisi var mı? mesela Tamer Korkmaz neden kovuldu?(amerikan karşıtlığı ve bu yönde yazılar yazması olabilir mi dersiniz) Kovulma nedeni cemaatin genel görüşümü. Medyada kim galip gelecek? 

cemaat şu an ne yapıyor?

Laiklerin yaptığını cemaatte yaptı yapıyor.  Ekonomiden özgürlükten yargıdan vurmak istedi her seferinde mit denen bi kurum pek çok şeyi bertaraf etti. Mitin en son attığı adım 1 ocak 2012 itibariyle ges in genelkurmaydan alınıp mite devrini gerçekleştirmesiydi. Ki bunun ne kadar önemli olduğu uludere olayında ortaya çıktı. Çok değil 38 gün sonra yargı krizi patlak veriyor yetmiyor pkk ya sızmış mit görevlileri deşifre oluyordu. Bu artık zurnanın zırt dediği yer. Hedef belli ama ortak çalışılıyor. Sanki cemaat bilmiyor mu israilin hakan fidan rahatsızlığı yada örgütün. Şu an tarihler 20 kasım 2013 ü göstermekte ve israil gazzeye saldırıyor ve bir zaman yazarı twitterdan israile şikayet dilekçeleri yazıyor. Denklemin iki tarafında kazanan ve kaybedenlere baktığımız zaman kimler yanyana gördüğümüz zaman bunu daha iyi anlayabiliriz. 

Nerden çıktı peki bu dershane meselesi?

 2007 seçimlerinde aydın doğan devamlı hükümete yükleniyordu. Petrol ofisi kanalıyla birkaç  vergi müfettişi gitti bi çıkardılar aydın doğanın borcu faiziyle bütün malı satılsa anca ödeniyor. Anlaşma yoluna gittiler ama hükümet sopasını gösterdi bi kere. Gelelim koçlara gezi olaylarındaki tavrı herkesçe bilinen koçlar farklı mı oldu.  Köprü ve otollar ihalesi iptal edildi(akıllı koç yanına ülkeri almıştı ama yemediler) milgem ihalesi iptal edildi en sonda petkime gitti müfettişler. Bu olayın başlangıcıda kızlı erkekli evler tartışmasıydı. Kapalı kapılar arkasındaki bir konuşma ne tesadüf cemaat medyasında çıkıyordu. Hükümet kendisine bir operasyon yapıldığının farkında. Dershane meselesiylede sopayı gösterdi. Kim geri adım atıcak kim atmıycak ne olacak göreceğiz. Ama hükümet geri adım atsaydı kızlı erkekli evler mevzuunda atacaktı atmadı resti gördü reste rest dedi.

Gelelim seçime. Cemaat seçimde nerede durucak tabanının oylarını yönlendirebilecek mi. Yönlendirecek zamanında yönlendirdi. Hepsini olmaz yarısı olur ama yönlendircek. Zamanında sol kesime yaptıklarını kimse unutmadı. Bence sarıgülü bekliyorlar. Sarıgül gelse paşa paşa oy vercekler. Adamın populerliğide işin bahanesi olcak. Çünkü sağ kesimde kimi getirirsen getir tayyip gibi bir adamın karşısında bu yarışa katılcak. Beyler varsa lider adayınız söyleyin.


3 yorum:

FEVZİ DURAN ( 1989 - ? ) dedi ki...

Çıkarımlarına katılıyorum. Zaten cemaat denen oluşumun menfaat oluşumu olduğu biliniyor. Akp ile restleşmeleri dediğin gibi yeni değil ama hep gizlendi ya da yalanlandı. Ama şu an artık açık açık kendi medya ve sözcüleri aracılığıyla restleşiyorlar. Kim galip çıkacak sorusunu şimdiden bilemem ama akp nin dershaneler olayı yeniden gözden geçirilecek söylemi kafaları karıştırdı. Acaba cemaat akp nin iktidarını kabul ettiği(yola geldiği) için mi akp geri adım attı yoksa akp cemaat dinamiklerinden korktuğu için mi geri adım attı. Aslında akp nin cemaate bağımlılığı kuruluşunda vardır. Sadece yönetim kadrosundan ibaret olan akp taban olarak taşıma taban cemaati kullandı. 12 eylül referandumunda açık açık akp tabanının gençlik teşkilatının zayıflığı ortaya çıktı çünkü başarıyı cemaat sağladı. Akp içinde de kritik bakanlıklarda ve diğer devlet kurumlarında cemaat önemli yer teşkil ediyor. FG nin konuşmalarındaki bu rahat tavırlar buna mı dayanıyor acaba diye sormadan geçemiyorum. Peki RTE nin inadının dayanağı nedir?
NOT: "Sayın Başbakanım okyanus ötesinden selam getirdim. Bardaktaki suyu içmeyiniz."

kemal korucu dedi ki...

ama ben senin çıkarımlarına katılmıyorum.

bi adama direk menfaat oluşumu olduğu biliniyor dersen tartışma kapılarını kapatırsın bence bu konuda kelimelerini daha önemli seçmelisin.

yeniden gözden geçirecek söylemine gelince bu tayyip erdoğanı tanımamak olur. son 11 yıldır başımızda olan adamın tarzına artık alışmalıyız. ortada bir geri adım yok kavgayı perde gerisine çekme var.

12 eylül referandumundan örnek vererek gençlik teşkilatının zayıflığından söz etmişsin. sadece gençlerin oy kullanmadığı bir referandumda tayyip erdoğan faktörünü atlayarak yorum yapmak sağlıklı olmaz.

kurumlara gelince özellikle yedi şubat krizi ve gezi sürecinde tasfiye edilen kişileri atlamamak lazım. yazıda da belirttiğim gibi cemaat medyasının hır gür çıkarmasının nedeni bu. tasfiye süreci yani.

tayyibin inadına gelince iktidarların artık muktedir olmasını istiyor hepsi bu.

FEVZİ DURAN ( 1989 - ? ) dedi ki...

1.si oluşuma menfaat oluşumu sözcüğünü dava oluşumu sözcüğünden daha manidar olduğu gerekçesiyle kullandığımı belirtmek isterim ki cemaat dinamiklerinin faaliyetlerini daha iyi anlama açısından bu sözcüğü kullanmak olaylara farklı bir bakış açısı daha kazandıracaktır.
2.si kavgayı perde arkasına çekmek yorumu benim yorumuma alternatiftir yanlış değildir.
3.sü referandum konusunda oy veren kitleden ziyade taşkilat yapısını ve etkinliğini değerlendirdim. Zira RTE nin referandumdan sonra teşkilatlara ültimatom verdiği de bilinmektedir.
4.sü cemaat elemanlarının tasfiyesi onların o kurumlarda varlığının ispatıdır.Ki cemaat gibi bir yapı da üç beş bürokrata bağlı bir yapı değildir. Evet tasfiyeler doğru bir hamledir.
5.sine gelince muktedir olma yolunda kimin galip geleceğini bilmediğimi söylemiştim.