19 Aralık 2012

Medeniyet Fonksiyonu

İlk okul yıllarında elmayı ikiye bölerek başladığımız matematik hayatımıza problemler fonksiyonlar girmeye başlayınca her öğrenci gibi bende bunlar hayatımızda ne işe yarayacak diye sormuştum. Klasikleşen öğretmen cevabı da matematik rasyonel düşünmeyi sağlar mantığınızı geliştirir gibi klişe laflar olmuştu. Yıllar sonra iktisat dersi alırken gördüm ki bu sevmediğimiz fonksiyonları adamlar bir adamın maaşında alım gücünde ülke ekonomisinde alacağı patateste giyeceği donda kullanmışlardı. Sağ tarafında bağımsız değişkenler var sol tarafında bağımlı değişkenler. Vay canına adamlar nelere kafa yormuş aman tanrım. Peki yaşadığımız hayat bir fonksiyon olarak yazılabilinir miydi?  Bu hayatta ceteris paribus olarak seçebileceğiniz neler var?


Bizim camia yıllardır bir kelime üzerine kafa yoruyor. Denklemin bağımlı değişken kısmında “medeniyet” kelimesini buluyoruz. İş bağımsız değişken kısmına geldiğinde her bir ağızdan farklı sesler çıkmaya başlıyor ama bırakın üzerinde konuşacağımız şeyi kenarda bir köşede öylece sabit duracak bir kavram dahi yok. Medeniyet temelli konuşanların edebiyatçı olmalarının bunda bir etkisi var mıdır acaba? Benim matematiğe kafam basmaz mı deniliyor?

En afili cümlelerle yazılan kitaplara, klasikleşmiş söyleşilere, ağabeylere, hocalara sorarsak medeniyet kelimesi denilince akla ilk akla gelen yazınsal değerler oluyor. Aydın çıkartmaktan/çıkartamamaktan hatta daha gösterişli ifadesiyle entelijansiya eksikliğinden dem vuruluyor fikir sahibi insanların çoğalması gerektiği onların yol göstermesi gerektiği defaatle ifade ediliyor. Yıllardır süren bu kısır söz/yazı “edebiyatının” sonucu ne peki? HİKAYE yani altını çizerek söylüyorum kocaman bir HİKAYE.

Elimizde bir halk var. Bu halka bir don biçmeye çalışıyoruz. Sonra bu halktan bir değerler birikimi inşa etmeye çalışıyoruz. O çok konuşan islamcı ağabeyler hep senaristliğe özeniyor. İçinde yaşadığı toplumu figüran yerine koyuyor. Peki ne demek istiyoruz?

Bilinen tarih bize gösteriyor ki kendi medeniyetini kuran toplumların hepsi zengin toplumlar. Zengin toplumların hepsi bir medeniyet kurmuş demiyorum. Yada gayri safi milli hasılanın yüksekliği medeniyet ölçüsüdür demiyorum. Medeniyeti inşa edecek olan insanın hayatta ilk önceliğinden bahsediyorum. Hayatta kalmak. Daha basit ifadeyle karnının doyması. Hepimiz öyle değil miyiz. Ayın beşinde bir öğrenci ertesi gün akşamı onda yatacak bursunu mu düşünür yoksa uygarlığı aydınlatacak bir şeyi mi. Ayın ondördünde memur ertesi gün vereceği kirayı mı düşünür yoksa sistemin açmazlarını mı? Osmanlıda bile medeniyet kavramına verdiğimiz örneklerde şiir yazan Kanuniyi, Fatih Sultan Mehmed’i, Mimar Sinanı anlatıyoruz. Hadi lale devri diyoruz şiir edebiyat zirve yapmış diyoruz. Kimse Abdulhamit dönemini Vahdettin dönemini yüksek bir medeniyet seviyesinden sayıyor mu? Mesela İbrahim Paşalı’nın güzel sorusuyla sorayım “Dolmabahçe sarayı ne kadar bizden?”  Anadolu Selçuklularında bile Alaaddin Keykubat’tan sonrası hızlıca anlatılıp geçilir tarih kitaplarında öyle değil mi. Peki zekat konusu neden var islamda? Asr-ı saadette malının sadece kırkta birini zekat vermeye neden mesela cimrinin zekatı denmiş? Yoksa en basit ifadesiyle zekat karın doyurmayı mı amaçlıyordu?


Peki bu İslamcı ağabeyler ne yapmaya çalışıyor?

İşte bu kısmı bir türlü anlamadığım bir konu. Eskilerin ifadesiyle et tekraru fil Ahsen/ ve lev kane yüz seksen sözünü kendine şiar edinen başka bir grup göremiyorum. Otuz yıldır hatta daha fazla aynı şeyleri tekrar ediyoruz ama medeniyet namına kurulan bir şeye ben rastlamadım. Özür dilerim medeniyet öyle otuz yılda kurulmaz. Bırakın kurmayı üstüne konulmuş bir tuğladan dahi şüpheliyim. Farkında olmadan yıllarca eleştirilen pop kültürüne nasıl evrildiğimizi kim gösterecek? Her gün başka yerde sahne alan sanatçılar gibi her gün başka yerde söyleşiye çıkan çok kitap okumuş kitap yazmış afili cümleleri olan yazar/şair/aydın abilerimiz ne zaman kendilerine gelecekler? Ellerinde bir ajanda bir kalem her konuşmasında önlerinde oturan aynı gençleri görünce gaza mı geliyorlar yoksa?

-Ya Kemal Korucu! Ne diyorsun sen yaa? Sen önce o eleştirdiğin adamların seviyesine bi gel bak adamlar binlerce kitap okumuş yalamış yutmuş sen mi bilcen onlar mı?

-Ben hitler fahişesi değilim birader. İnanmadığım zaferi alkışlamam. 

0 yorum: