30 Temmuz 2011

Evlilik Üzerine

Çok fazla dergi takip eden birisi değilim. Sağolsun sosyal(!) medya dikkat çeken birşey olursa hemen haber ediyor benimde ilgi çekerse alıp okuyorum dergiyi. Bir kaç gün önce değerli dostum Cihad la otururken bahsetti Rıhle dergisinin bu sayısından. Şimdi mevzu derin ve uzun süredir yazmak istediğim bir konu ve kayda değer bulduğum Nazife Şişman'ın yazısından kesitler sunarak bişeyler paylaşmak istedim. 





"Günümüzde aile ilgili karşılaşılan bütün problemlerden  kadınların çalışma hayatına girişini ve bu sebeple aile içi rollerde yaşanan zorunlu değişimleri sorumlu tutamayız. Çünkü toplumda hiçbir şey tek başına değişmez. Modern dönemde erkeklerinde rol karmaşası yaşadığına dikkat çekmemiz gerekiyor.Kadınlar toplumsal hayatta artarak, ekonomiden siyasete her alana dahil olarak bir kimlik kurarken erkeklerin aile içindeki roller zayıflamış ve sadece ekonomik bir işleve indirgenmiştir. Diğer taraftan tüketim kültürünün baskısı altında şekillenen beklentiler, evlilikteki ekonomik beklentileri artırdığından erkeklerin “evlilikten kaçış” olarak niteleyebileceğimiz bir davranışa meyletmesine neden olmuştur. Günümüzde daha çok sayıda genç erkek, evlenmekten imtina ediyor. Bu sebeple bireyciliğin, cinsel özgürlüğün bu kadar baskın bir şekilde vurgulandığı bir ortamda, ahlaki bir değer olarak, erkeğin aile reisliğinin yeniden vurgulanması gerekiyor.

Halifelik gibi kavvamlıkta bir tekliftir insana. Ama günümüzde aile reisliği ve kavvamlığın sorumluluk boyutu değil de haklar kısmı çok vurgulandığından, koruyup kollama şeklinde tezahür etmesi gereken bu görev daha ziyade nefsani bir üstünlük iddiası ve adaleti gözetmeyen bir tahakküm şeklinde kendini gösteriyor." 

Benim uzun süredir eleştirdiğim konuların başında sözkonusu bir cins olursa en çok konuşan tarafın karşı cins olması geliyor. Kızların başörtüleri kızların giyinmeleri ayakkabılar makyajları oturdukları kalktıkları kafeleri konusunda en çok konuşan maalesef hemcinslerim. Bu konuya daha sonra tekrar değineceğim şunun için söyledim nNzife hanımında erkek özelinde yazması(yazının tamamında kadınları anlatan bi yazı olmasına rağmen erkeklere vurgu yaptığını düşünüyorum) bu konunun karşı cinslerde de farklı olmadığını gösteriyor bana göre. Yazının içeriğine girersek erkeklerin rol karmaşasına dikkat çekmek doğru aile reisliğine vurgu yapmak doğru bir tespit ama eksik. Evlenememekten muzdarip pek çok arkadaşımın olduğunu düşünürsek konunun kesinlikle bayan bakış açısından kaynaklandığını söyleyebilirim. Nazife hanımın kesinlikle şu ayrımı yapması gerekiyor. İslami hassasiyetleri olan erkeklerle diğerleri. Çünkü bu hassasiyetlere sahip pek çok arkadaşımın evlilikten kaçış gibi düşünceleri olmadığı, söz konusu problemlerin bayanları ikna noktasında tıkandığı bariz bir gerçektir. Hayatımı yaşarım otuzuna kadar bekarım gece barda gündüz yataktayım vardır her ilde bir aşkım diyen zihniyet bizim konumuz içine girmemektedir. Yukarda belirtilen aile reisliği ve sorumluluk konularına daha sonra gelecez.

"Modern ve geç modern dönemde cinsiyet kültüründe yaşanan değişimler, hem kadınların hem erkeklerin konum arayışını, ailenin dışına yönlendiren bir işlev görmüştür. Çağdaş kültürde evlilik, gün geçtikçe daha yaygın bir şekilde bir bağlılık ve bağımlılık ilişkisi olarak görülmektedir. Nikah akdi ile birbirine bağlanmak, sadakat ve vefa göstermek ve çocuk yetiştirmek için aile hayatına itina göstermek ideal bir tavır değil artık.

Oysa bağlanmak, bir sorumluluk belirtisidir. Bağlandığınız varlığa karşı sorumlu olursunuz.(romantizm isteyen kızlara duyrulur bu bile başlı başına yetmeli düşünene tabi. KK) Yani bağlanmak bizatihi sorumlulukla alakalı bir kavramdır. Modern dönem sorumlulukların değil, hakların vurgulandığı bir dönem. Bu da evlilik gibi, aile gibi, haklara riayeti göz ardı etmese de daha ziyade sorumlulukları vurgulayan kurumların zayıflaması anlamına geliyor. Zayıflatan unsur, aileyi bir taraftan özgürlük karşıtı, diğer taraftan ise baskıcı bir kurum olarak imlemektir. 

Prof. Hayrettin Kara erkeklerin cinsel sınırlamaya rıza göstermelerinin medeniyeti mümkün kıldığının altını çiziyordu bir röportajında. Bilinen bütün toplumlarda cinsel sınırlamalar aileyi mümkün kılmak üzere uygulamaya konulmuştur.  Ve erkek bu sınırlamalara rıza gösterdiği için medeniyet mümkün olmuştur. Erkeğin ailedeki rolünün ahlaki sorumlulukla bağlantılı oluşunu izah eden bir tespittir bu. Bilindiği gibi kadınların çocuklarıyla ilişkisi daha biyolojiktir; fizyolojik ve hormonel bir tavır vardır annenin çocuğuyla arasında olan bağda. Halbuki erkeğin çocukla bağının fıtri boyutu çok zayıftır. Genetik açıdan değil elbette. Dokuz ay bedeninde taşıyan ve iki yıl sütüyle besleyen anneye göre sorumlulukla desteklenmediğinde kopuverecek bir bağ vardır baba ile çocuğu arasında. İşte bu yüzden erkeğin kavvamlığı vurgulanmıştır Kuran-ı Kerim’de. Yani kavvamlık ailede erkeğe rol veren, onu ahlaki bir sorumlulukla aileye bağlayan bir görevdir.

Bireyciliğin ve cinsel özgürlüğün bu kadar baskın bir şekilde vurgulandığı bir ortamda ahlaki bir değer olarak erkeğin aile reisliğinin yeniden vurgulanması gerekiyor. Çok basit bir akıl yürütme ile bile anlaşılabilecek yüksek ahlaki bir tavırdır bir erkeğin aile reisliğine talip olması. Tek başına harcayabileceği kazancına bir kadını ve çocuklarını ortak etmek, onları koruyup kollamak, Hayrettin Kara’nın işaret ettiği gibi serbest cinselliğin hazlarından feragat etmek… Bütün bunlar yüksek ahlaki bir tavrın sonucudur ve insan olmak bunu gerektirir. Zaten halifelik gibi kavvamlıkta bir tekliftir insana. Aksi tavır hayvanlardan da aşağı esfel-i safilin için geçerlidir."

Sorumluk konusunda  en büyük yalan erkeklerin hala çocuk olduğu otuzunda zor olgunlaştığı evliliği kaldıramayacağı yalanıdır. Şu üç paragraf gayet açık ve nettir fazla yorum yapmayacağım.

"Aile reisliği ve kavvamlığın sorumluluk boyutu değil de haklar kısmı çok vurgulandığından ve günümüzde değişen şartlar ve yeni bir yol paylaşımları dikkate alınmadığından, koruyup kollama şeklinde tezahür etmesi gereken bu görev daha ziyade nefsani bir üstünlük iddiası ve adaleti gözetmeyen bir tahakküm şeklinde kendini gösteriyor. Ya da hiç kendini göstermiyor ve gün geçtikçe yükselen evlilik yaşının da ipuçlarını sergilediği üzere erkeklerin evlilikten imtina ettikleri bir vasat ortaya çıkıyor. Geciken evlilik yaşı üzerinden yapılan “kariyerist başörtülü kızlar” vurgusunu bir kenara bırakıp, otuzlu yaşlarına kadar evlenmemiş bu erkekler kendilerini haramdan nasıl koruyorlar? Ya da böyle bir sorumluluktan kaçan genç erkeklere toplumu, ülkeyi ve dünyayı nasıl emanet edebiliriz? Sorularını sormamızın zamanı geldi de geçiyor."

Evet şimdi baştan alarak bazı şeyleri detaylandıralım. Modern dünyada bir erkeğin erkekliği maalesef parasıyla ölçülüyor. Rızkın ALLAHcc tan geldiğine inanan genç kızlarımız bu ülkede asgari ücretle ev geçindiren aileleride unutarak biz erkeklerden gücümüzün üstünde şeyler istemeyi ihmal etmiyorlar.  Anneler nerden geldiklerini unutup babalar şu anki durumlarını nasıl elde ettiklerini unutup kızlarını istemeye gelene önce ne iş yapıyorsun diye soruyor sonra çocuğun ahlakıyla ilgileniyor. Maaşının yarısını vereceği kiralık evine ufacık 2+1 o eve koltuğundan yemek masasına doldurmayı maharet biliyorlar. Bu yaşıma kadar yerde yemek yedim diye aç mı kaldım koltuk yerine minderde oturunca kıçımız mı uyuşuyor. Ya hep sözü açılınca konuşan amcalara ne demeli. Evlenecem borç ver dediğinde eli cebine gitmiyor aynı amca bankadan kredi çekince faiz veriyorsun diye seni yeriyor. Söz konusu evlilik olunca bahaneler sırasıyla çoğalıyor. En uyuz olduğum şey okul. Bundan kırk sene önce ortaokul liseyi bitiren iş buluyordu şimdi üniversite git gide iş bulmak için yetmeyecek yüksek lisans doktora. Yaş kaç olacak? Kusura bakmayında çok beklersiniz menapoz teyzelerden ve andropoz amcalardan iyi bi nesil yada sadece nesil mi demeliydim. Az verip gezdirme çok verip azdırma duasını nereye koyacaz. İşin kanaat kısmını nereye oturtcaz. Ya ALLAHcc kuralı koymuş sabah namazını kılıp başlarsın işe akşam ezanı evde sofranda olursun bi erkeğin işten geldikten sonra kurumsal olarak aile kavramına sonra çocuklarına sonra eşine vakit ayırması gerekliliğini erkeğe yüklenen çok para kazanma görevini  ahlakın neresine yerleştireceğiz. Kendilerini nasıl koruyorlar ve ülkeyi nasıl emanet edeceğiz sorularının ilk muhatabı şu durumda kesinlikle bizler değiliz. 

0 yorum: